Gençleri ikaz ediniz; Osmanlıca öğrensinler!

Yeni Dünya Vakfı, ‘Edebiyat Penceresinden Hayata Bakış’ konulu bir konferans düzenledi. Hayati İnanç’ın hoş sohbetinden notları Esra Nur Bıyık aktarıyor.

Gençleri ikaz ediniz; Osmanlıca öğrensinler!

Yeni Dünya Vakfı Başkanı Mahmut Göksu konuşmasında, vakıf faaliyetlerinde Eminönü Halk Eğitim Merkezi binasını özellikle tercih ettiklerini, bu binanın eskiden Milli Türk Talebe Birliği’nin merkez binası olarak kullanıldığını söyledi. “Bu salon Necip Fazıl gibi büyük şahsiyetlerin gençlere hitap ettiği salondur.” dedi.

Kanuni’nin en hayırlı işi neydi?

Hayati İnanç Hoca hoş sohbetine, şair Baki’den bahsederek başladı. Zamanın padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın da Baki’ye çok değer verdiğini, Kanuni’nin ağzından şöyle anlattı: “Kırk yıldan ziyade devletin patronu oldum âcizane; ‘Yaptığın üç hayırlı iş varsa nedir?’ diye birisi sorsa, dünyada veya ahirette; ikisini söyleyemem, devlet sırrıdır; ama birisi, şair Baki’yi Bursa’dan İstanbul’a getirip insanlığa kazandırmamdır.’

Hayati Hoca’yı dinlerken öğreniyoruz ki, Baki’ye değer veren sadece bizler değilmişiz. Ömrü İstanbul’da bilhassa SüleymaniyeBeyazıtNuruosmaniye kütüphanelerinde geçen İngiliz tarihçi Arnold Toynbee, merhum şairi överek, “Şair Baki’nin memleketinde bulunmak şerefi bana yeter!” diyor.

Otuz yıl sonra Osmanlıca bilmeyenler, okuma yazma bilmiyor sayılacak

Konuşmasının arasında tarihçi Mehmet Niyaziile aralarında geçen bir konuşmadan da bahsetti Hayati Hoca. İnanç, Mehmet Niyazi Hoca’ya, “İstikbal için ne dersiniz?” diye sorunca Mehmet Niyazi: “Geçmişi büyük olan millet, gelecekte de büyük olur. Araya fetret devirleri girse de, dizlerindeki bağı çözdüğü zaman, bu devlet yeniden hükümferma bir devlet olacaktır. Gençleri ikaz ediniz; Osmanlıca öğrensinler. Otuz yıl sonra Osmanlıca bilmeyenler, okuma yazma bilmiyor sayılacaklar.”

Biri sultan biri söz sultanı

Kanuni, Baki’yi on beş yaşında Bursa’dan getirtip Süleymaniye Camii inşa edilirken Mimar Sinan’ın yanına çırak olarak vermiş. Baki şöyle anlatıyor: ”Sinan Usta’nın taşta yaptığını, ben kelimede yapmaya karar verdim.”

Padişahların zamanın şairlerine hürmet gösterdiklerini, gönüllerini hoş tuttuklarını belirtti. Zaten padişahların birçoğunun da şair olduğu hepimizin malumu. Fakat Baki’nin bir şiiri üzerine Kanuni sinirlenip şu ferman ile Baki’yi İstanbul’dan Bursa’ya göndermek ister:

Bâkî bed

Bursa’ya red

Nefy-i ebed

Azm-i bülend.

Ferman Baki’ye ulaşınca Baki irticalen şöyle cevap verir:

N’ola kim nefy-i ebed azm-i bülend oldunsa ey Bâkî

Bilesin ki cihân mülkü değil Süleymân’a bâkî

Şahâ! Azminde isbât-ı tehevvür eyledin ammâ

Buna çarh-ı felek derler, ne sen bâkî ne ben bâkî

Bu cevabı üzerine Kanuni Baki’yi göndermekten vazgeçer.

Şeyh Galip divanını yirmi dört yaşında tamamlamış

Mevzu divan edebiyatı olunca, tabii ki söz Şeyh Galip’e de geldi. Divanını her ne kadar yirmi dört yaşında tamamlamış olsa da kulağına, “Şair Nabi, ‘Hayriye’ diye bir eser yazdı; insanoğlu tekrar bu seviyeye gelemez!” cümlesi çalınınca, şairlik gayretine dokunur, diviti tekrar eline alır ve bir yıl sekiz ay sürede Nabi’nin Hayriye’sine “Hüsn-ü Aşk”ı nazire yapar.

Bu giriş faslından sonra Şeyh Galip’in meşhur “Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen/ Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen” beyitinin geçtiği gazeli de okuyup açıkladı. Gazelin ilk iki mısrasına özelikle değindi:

Ey dil ey dil niye bu rütbede pürgamsın sen 
Gerçi virane isen genc-i mutalsamsın sen

“Bu iki mısrada, insanın hikâyesi divan edebiyatının özü, tasavvufun özeti vardır. Ey adem oğlu niye üzgünsün, yakışıyor mu sana üzgün olmak, bu kadar değerli olduğun halde neden üzülüyorsun; gerçi viraneysen, şunun için üzülüyor olmasın, haklı görünüyorsun dar bakışta, viranesin sen; zahirin itibariyle bir hiçsin, bunu düşünüp üzülüyorsan haklısın; ama dışı virane olan insan, içi itibariyle an kıymetlidir.”

Bütün dünya benim olsa gamım gitmez nedendir bu

Şair Vehbi ile Yavuz Sultan Selim’in arasında geçen şu olayı da anlattı Hayati Hoca: Vehbi, Yavuz’a küsüp ortalıktan kaybolunca, bir şiir yarışmasını düzenlerlerse Vehbi’nin katılacağına emindirler; yarışma için ilk mısraı da Yavuz yazar. Şair Vehbi tanınmamak için, yarışmaya yanında kaldığı Van Müftüsü’nün adıyla katılır. Yavuz gelen şiirleri incelerken, Vehbi’yi üslubundan tanır. Van Müftüsü’ne haber gönderir: “Yarışmayı kazandınız, hediyeniz yola çıktı; siz de yanınızdakini gönderin.” İşte o beyit:

Bütün dünya benim olsa gamım gitmez nedendir bu

Ezelden gam türabıyla yoğrulmuş bir bedendir bu

Güler yüzlülüğü herkesin malumu olan Hayati İnanç, bizlerden dua istedi: “Ölürken güleyim, gülerek öleyim diye dua edin, çünkü son gülen iyi güler!”

Esra Nur Bıyık, ilk haber heyecanıyla yazdı..

https://www.dunyabizim.com/etkinlik/gencleri-ikaz-ediniz-osmanlica-ogrensinler-h15526.html

 

Reklamlar

About ahmetturkan

ekonomist
Galeri | Bu yazı AHMET TÜRKAN içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s