Kurumsallaşma, ama Nereye.?

Kurumsallaşma ama Nereye?

Malum ekonomimizin asıl sırtlayanı Kobiler. Bunlarında büyük çoğunluğu aile şirketi ve Şirket yapılanmaları da buna göre. Bu tip şirketlerde “sistem”, esas olarak “patron dışında kimseye özel bir yetki tanımama” şeklindedir genelde, yani aslında sistemsizdirler ya da sistem olarak görülen şey sadece patronun karar vermesi üzerinedir.

Bugünse oyunun kuralları değişiyor. Dünün o pazarda az olmaktan, ilk ya da ilklerden olmaktan kaynaklı girişimcilik başarıları ve bunun kâr olarak ödüllendirildiği zamanlar artık geride kaldı. Bugün ayakta kalan olmak, kalitesi ve faydası birbirinden az ya da çok olmayan yüzlerce ürün çeşidi arasından kendi ürününüzle sıyrılmayı becerebilmek gerekiyor. Bununda bir tek reçetesi yok. İşin patronu artık ne finans ne de satış-pazarlama. Hepsinin içinde olduğu, kendi lokasyonlarında ve alanlarında hepsinin seslendiricisi ve yürütücüsü olduğu ama illaki merkezi olması gereken ve eninde sonunda hedef kitlenin algısına hitap eden, hedef kitlenin algısına göre de esneyebilen kesintisiz ve sürekli uygulamalar gerekiyor. Kısaca; amacı ve amacına uygun stratejileri olan şirketler; eğer ki amaç ve stratejileriyle uyumlu ama esnemeyi de becerebilen ve şirketin her alanında, her departmanında kesintisiz ve sürekli olarak, hedef kitleyle algı düzeyinde ilişki kurabilmeyi becerebilen ve bunu şirket kültürü haline getirebilenler başarılı olacak.

Peki, nasıl olacak? Öncelikle kurumsallaşma olmalı! Ama o klasik, yukardan aşağı ağaç modelli olanı değil. Ya da onunla aynı sonuca varan, merkezinde patronun olduğu ve her kısmın patronla direk ilişki içerisinde olduğu (kararın her zaman patronda olduğu ve şirket içerisinde çalışan konumlanmasının da patronla ilişki sıklığına göre belirlendiği) tipik aile şirketi modeli de değil.

Bir ilk hedefler listesi yapılmalı öncelikle. Mesela şöyle bir şey:

1-      Amaç (Şirketlerin amacını sadece kâr etmek olarak tanımlamakta ısrarcıysanız şimdiden geçmiş olsun.)

2-      Strateji (En az 5 yıllık. Para harcayacaksınız orası kesin.)

3-      IT sistem (Önerim illaki ERP. Şirketin en küçük kısımlarına kadar girmek ve tüm faaliyetleri iyi bir bilişim sistemiyle birbirine bağlamak şart. Stratejinizde ki ilk yatırım kararınız bu olmalı yoksa kalan her şeyin boşa gitmesi tehlikesi var. Çünkü amacınız doğrultusunda adımlar atmaya, yatırım yapmaya başladığınızda, doğru yolda olup olmadığınızı anlamanız çok önemli. Buda ancak kurulu ve iyi işleyen ERP’nin size sağlayacağı verilerle mümkün olabilecek. Maazallah bu yoksa ama cirolarınızda sağlamsa, batar da battığınızı bile anlamazsınız.)

4-      Amacınızı belirlediniz, stratejinizi hazırladınız, iyi işleyen ve size veri yağdıran bir IT sisteminiz de var. Ama baktınız ki, gelen veriler tutarsızlaşabiliyor. İki ihtimal var: a) Amacınızda ya da stratejinizde ya da her ikisinde birden birşeyler eksik kalmış, belki de toptan yanlışlar. Yol yakınken dönersiniz, yeni bir amaç belirlersiniz ya da stratejinizi gözden geçirirsiniz. (Örneğin deniz kıyafetleri satan bir mağazayı Konya’da açmışsanız kapatırsınız. B) Ama yok, böyle değil de, gelen veriler bir yandan kazandığınızı gösteriyor ama bir yandan da tutarsızlıkları da var. (Mesela cirolar iyi ama karlılık düşük. Ya da karlılık ta sağlam ama elinizde fazladan stok oluşuyor vs.). Bu durumda sorun muhtemelen departmanlarınızın işe dönük yorumlarında. (Belki satın alma, maliyet düşsün diye fazladan alım yapmıştır ya da satış, ciroyu düşürmemek adına indirime biraz fazla kaptırmıştır.) İşte şimdi kurumsallaşma zamanınız gelmiş demektir.

5-      Şirket Kültürü oluşturma ve kurumsallaşma. Kültürsüz kurumsallaşmaya kalkarsanız başa dönersiniz. Sizin kurumsallaşmanız, şirketi gerçek anlamda canlı bir organizmaya çevirmeli. (Canlı organizmalar, rahatsızlanan uzuvlarından çok kolay vazgeçmezler, onları tedavi etmeye ve yeniden sağlıklı kılmaya çalışırlar. Bunun tersi ise mekaniktir. Kültürsüz kurumsallaşma, şirketi en iyisinden bir makineye çevirir. Makinenin iyi işlemeyen parçaları sökülür ve yenisi takılır. Ne sakıncası var demeyin. Sonuçta üretimden satışa kadar tüm işiniz insanlarla. Şirketi makineye çevirirseniz insanların canı yandığında şirket bunu duyumsamaz, ruhsuz bir şirketiniz olur. Bunun da faturası yüklüdür.)

6-      Açıklık. İlk 5 maddeyi yaptıysanız artık geriye dönüşünüz yok. Daha ileri gitmeye mecbursunuz. Steve Jobs’un dediği gibi, bisiklet sürerken düşmek istemiyorsanız, durmamalısınız! Bir sonraki gideceğiniz yer değil ama şirketi canlı bir organizmaya dönüştüren bir kültürü sağlamlaştırmak, açıklıktan geçer. Bilgileri paylaşın. Çalışanlarınız, farklı departmanlarda aldıkları kararların şirketin genel amacı ve stratejisi içerisinde neye yol açtığını yada açacağını (olumlu yada olumsuz) bilsinler. Bilirlerse farklı davranabilirler.

7-      Ve sonuncusu. Şirket kültürünüz esnek olmalı katı değil. Çinliler birine beddua edecekleri zaman “ilginç zamanlarda yaşayasın” dermiş. Tamda öyle zamanlarda yaşıyoruz. Katı olursanız, yok olur gidersiniz. Bunu hiç unutmayın. Tüm bu faaliyetleri yürütürken anlamlandırmakta zorluk çekeceğiniz ve sırf bu yüzden sizi korkutan pek çok şeyle karşılacaksınız. Sırf o an anlamlandıramadınız diye hemen üstünü çizmeyin. Anlamak birinci hedefiniz olsun. Anlamanın günümüzdeki en etkili yolu da yarattığı algı üzerinden düşünmektir.

 

Hakikat, soğuk olabilir. Ama sizin gerçekliğiniz, sizin algıladığınızdır.

Emrullah Kandemir

Reklamlar

About ahmetturkan

ekonomist
Bu yazı AHMET TÜRKAN, EKONOMİ içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s