‘Büyük İnsanlık’ Olarak İslâmiyet


<br/><a href="http://oi58.tinypic.com/1zmgm5j.jpg" target="_blank">View Raw Image</a>

‘Büyük İnsanlık’ Olarak İslâmiyet

Said Nursi Hazretleri, ‘İslâmiyet, insaniyet-i kübradır’ demişti. ‘İnsaniyet-i kübra’, yani ‘büyük insanlık’. İslâmiyet, insanın biliş ve oluş, kendi oluş ve kendini buluş ve hakikat merdivenlerini adım adım tırmanış seyr-ü seferinin yol haritalarını sunan yegâne hayat ve hakikat kaynağıdır. İnsanın ancak kendisini, zaaflarını aşabilmesi durumunda insan olmaya başlayabilmesi, kendini aşabilmesi söz konusu olabilir. Yani insan, potansiyel olarak insandır. Bilkuvve insandır yalnızca. Bilfiil insan değildir.

İNSAN DOĞULMAZ, İNSAN OLUNUR
İnsan doğulmaz, insan olunur. Her doğan insan, fıtraten bilkuvve insan olarak doğar, ‘potansiyel insan’ olarak gözlerini açar dünyaya. Ama hayat, insanı insan olmaktan alıkor bazen. İnsanı insanlığından uzaklaştırır. İnsan, kendinden, kendi olmaktan uzaklaştıkça insan olmaktan da uzaklaşır zamanla. İnsanın insan olabilmesi gerekir. İnsanın insan olabilmesi için kendi olması, kendinde olması, kendiyle olması gerekir.  İnsanın kendi olabilmesi ise, kendisiyle, kendi beni ve bencillikleriyle mücadele ve mücahede edebilesine bağlıdır. Kişinin kirlerinden arınabilmesi, kibir tuzaklarından kurtulabilmesi, bir tasfiye, bir saflaşma, bir tasaffî, kısacası -kelimenin en geniş anlamıyla- bir ‘ümmîleşme’ yolculuğuna çıkabilmesine bağlıdır. Kendini tasfiye edemeyen, kabalıklarından arınamayan, kalabalıklara karışan kişi, kalabalıklardan biri olur çıkar. Kabalıkları da kalabalıklaşır, artar ve azmanlaşır.

İslâmiyet, büyük insanlık olduğu için insanı büyük oluş ve varoluş yolculuğuna çıkarır. Yaratılmışların en şereflisi, en yücesi makamına ulaştırır. Yüceltir. İnsanın yücelebilmesinin, kendini aşabilmesinin yollarını gösterir, yol haritalarını serer insanın önüne. İnsanın büyük oluş ve varoluş yolculuğu, emaneti üstlenmesinden, hilâfeti bihakkın yerine getirebilme cehdi gösterebilmesinden geçer.  İnsanın emaneti üstlenebilmesinin, hilâfeti yerine getirebilmesinin tek yolu vardır: Ubûdiyet. Kulluk yani.

KULLUK, EN YÜCE MAKAMDIR
Kulluk en yüce, en yüce makamdır. Hem de öylesine yüce bir makamdır ki, tevhid akidesinin iki ana ekseninden ikincisini oluşturan peygamberlere iman sütununda, peygamberimizin kulluğunun elçiliğinden önce geldiği vurgulanır özenle.  Peygamber, Allah’ın (cc) elçisidir; ama bir peygamberi peygamber yapan kulluğun zirvesine ulaşabilmiş olmasıdır.  İnsan, Hakk’a hakkıyla kul olduğu zaman, kula, hazlarına ve dünyaya kulluktan kurtulabilir ancak.  Hakk’a kulluk, insanı yüceltir; Hakk’a ve hakikate yakınlaştırır. Kula kulluk ise, insanı alçaltır, azmanlaştırır; Hakk’tan da, hakikatten de uzaklaştırır.  Bilge sanatçı Dostoyevski’nin, ‘Tanrı yoksa, her şey mübahtır’ derken, enfes bir şekilde dikkat çektiği yakıcı gerçek tam da budur.  İnsan, insan olma cehdi, gayreti göstermediği, gösteremediği, insan olma mükellefiyetini ihmal ettiği, yerine getiremediği zaman, insanlığından olma cinayetine kurban gidebilir. Böylelikle aşağıların en aşağısına düşebilir.

BİZ OLDUĞUMUZ İÇİN DÜNYA VARLIĞINI SÜRDÜREBİLİYORDU
Ne kadar farkındasınız bilmiyorum, bir zamanlar ‘dünya’, biz’dik. Ve biz ‘dünya’ydık. Biz olmadan, dünya düşünülemezdi. Dünyanın varlığı, başka dünyaların varlığını sürdürebilmeleri bize bağlıydı; bizim varlığımıza. Biz olduğumuz için dünya vardı, var olabiliyor ve anlam kazanabiliyordu. Biz olduğumuz için, insanlar dünyalarına kavuşuyorlar, kendi dünyalarında yaşayabiliyorlardı. Bütün yollar, bize çıkıyordu, anlayacağınız.

DÜNYALARIN DÜNYASI BİR DÜNYA
Burada, Batı-merkezciliğe, Avrupa-merkezciliğe benzer bir biz-merkezcilik, Türkiye-merkezcilik yapmıyorum. Tam tersi bir şey söylüyorum. Şunu: Türkiye, ‘dünya’ demekti bin yıldır. En azından iki anlamda dünya demekti Türkiye. Birincisi şu: Türkiye, belli başlı bütün bütün medeniyetlerin üzerine oturmuştu: İkincisi de şu: Bütün dünyalar, bütün dinler, bütün kültürler, bütün medeniyetler kendi dünyalarını ancak bizim kurduğumuz dünyada gerçeğe dönüştürebiliyorlardı. Hıristiyan, bizim kurduğumuz dünyada Hıristiyan olabiliyordu. Yahudi, bizim kurduğumuz dünyada Yahudi olabiliyordu. Kıptî, bizim kurduğumuz dünyada Kıptî olabiliyordu. Sâbiî, bizim kurduğumuz dünyada Sâbiî olabiliyordu. Süryanî, bizim kurduğumuz dünyada Süryani olabiliyordu. Biz bir dünya kurduğumuzda Batılılar gibi bunu başkalarının dünyalarını yıkmaya borçlu değildik. Biz bir dünya kurduğumuzda, başkaları cehennem demiyorduk; başkalarının dünyalarını başlarına yıkmıyorduk. Aksine, biz bir dünya kurduğumuzda, bizim kurduğumuz dünya başkaları için de tastamam cennet’ti, cennet oluyordu. Başkaları, kendilerini ancak bizim dünyamızda, bizim kurduğumuz dünyada gerçekleştirebiliyordu. Bizim kurduğumuz dünya, başkalarının da kendilerini buldukları, kendilerine geldikleri, kendileri oldukları ve başkalarıyla her türlü irtibatı kurabildikleri dünyaların dünyası bir dünyaydı.

İSLAM’SIZ BİR DÜNYA, İNSANSIZDIR
Medine’de biz dünyamızı kurduğumuzda, bu, başkalarının da kendi dünyalarını bulmaları, kendi dünyalarına kavuşmaları, kendi dünyalarını kurabilmeleri ve yaşayabilmeleri sonucunu doğurmuştu. Endülüs’te, bir dünya kurduğumuzda, bu, başkalarının da kendi dünyalarını kurabildikleri bir imkâna, bir oluş ve varoluş mekânına dönüşmüştü. Osmanlı’da bir dünya kurduğumuzda, Osmanlı’nın dünyası, hem dünya olmuş, hem de başkaları kendi dünyalarını Osmanlı’yla bulmuş, Osmanlı’da kurabilmişti. Yani İslâmiyet, hem dünya demekti/r; hem de bütün dünyaların dünyalarına kavuştukları dünyaların dünyası bir dünya demekti/r.

Sözün özü: İslâmiyet, insaniyet-i kübradır. O yüzden İslâm’sız dünya, insansız dünyadır. O yüzden İslâm’sız dünya, dünyasız bir dünyadır; o yüzden insafsız ve iz’ansızdır.


Yusuf KAPLAN



<br/><a href="http://oi58.tinypic.com/2jagikn.jpg" target="_blank">View Raw Image</a>

Reklamlar

About ahmetturkan

ekonomist
Bu yazı AHMET TÜRKAN, HAYATA DAİR, İSLAM içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s