ORDUMUZUN GERÇEK RUHU HANGİSİ

Prof. Dr. Nevzat TARHAN’nın ilim adamı gözü ile yorumladığı, Ordumuzun olması gereken gerçek ruhu yansıtan güzel bir yazısı.

“Şırnak’ta mayına basan piyade yüzbaşı Çetin Ünsal Şehit oldu” haberinde önemli bir ayrıntı vardı. Şehit yüzbaşımız mayına bastığını anladığı zaman ayağını çektiğinde patlayacağını bildiği için askerleri yanından uzaklaştırıyor.

Yani müthiş bir fedakarlık ve diğergamlık. Bu şehadette Çanakkale ruhunu müşahade ettik.

Diğer taraftan beş muvazzaf deniz subayı Poyrazköy’de askeri arazinin bitişiğinde gömülmüş 22 antitank silahı yani Özel Kuvvetler mühimmatı grubundan rokeratar silahları ile ilgili tutuklanıyor. Daha pek çok suikast silahları da var.

Kitlesel iç düşman kim olabilir?
Çoğu patlamaya hazır durumda yani dış düşman için değil iç düşman için yerleştirilmiş korkunç cephanelik. Üç bin derece ısı ile hedefi delen bir silah. İstanbul’da iç düşman kim olabilir ve denizcilerin iç düşmanı kim olabilir?

Hafızamızı yoklayalım Batı Çalışma Grubu Gölcük Donanma Komutanlığı’nda faaliyetlerine emir komuta zinciri dışında başlamıştı.

1999 Marmara depremi olduğunda depremin merkez üssü olarak, Ahmet Işıkara hocamız ayağı ile o tarihlerde Gölcük Orduevi’nin olduğu yeri gösterdiğini herkes hatırlar.

Depremde Donanma Komutanlığı bütün Gölcük gibi büyük zarar görmüştü ve Türkiye’den yardımların ilk ve en çok geldiği bölge Gölcük oldu.

İrticai kalkışma paranoyası
Çadırlar ve yiyecekler Gölcük’e geldiğinde deniz subaylarımız yardımları hep kendilerine aldıklarını o günü yaşayanlar anlatıyorlar. Halkın parmaklıklardan askeri bölgeyi mağdur bir şekilde ve bu bencillik karşısında şaşkınlık ve üzüntü ile adaletsiz paylaşımı seyrettiklerini o günü yaşayanlar hatırlarlar.

İrtica yaygarası ile yapılan manüplasyonu unutmak mümkün değil. Aynı kişiler halka böyle davranmışlardı. Bu gün ortaya çıkan Ergenekon prototipi aynı prototiptir.

Halkı ötekileştiren ve değersizleştiren irticai kalkışma paranoyası ile yeraltı cephanelikleri oluşturan Ergenekon ruhunun bencil bir örneğini o tarihlerde müşahade etmiştik.

Hangi ruh bu milletin gerçek ruhu?
Şırnak’ta askerini kendi nefsine tercih eden piyade yüzbaşının temsil ettiği fedakar Çanakkale ruhu mu? Toplumun bir kısmını Hitler’in ‘Kitlesel iç düşman’ tanımı ile tehdit olarak gören müstebit Ergenekon ruhu mu?

Kur’an kurslarını, kutlu doğum törenlerini, ilahi söyleyen kız çocuklarını ve imam hatip okullarını düşman olarak gören marazi zihniyet hangi ruhu temsil ediyor? Dini duyarlılığı olan subayı, öğretmeni, doktoru iç tehdit olarak tanımlayan cami yapma derneklerini bile yasaklayan bu zihniyet kendisini yer altı cephanelikleri ile deşifre etti. Bu zihniyet görevini yapan yasalara uygun çalışan bir gazeteciyi iç düşman gibi görüp eksi on derecede helikopterden indirip dağda bırakabilmişti.

Gandhi Ergenekon ilişkisi
Ergenekon ruhu, doğası gereği merhametsizdir, güçlü olduğu zaman insafsız ve zalimdir. Fakat aynı zamanda da korkaktır. Gücünü toplum üzerinde oluşturduğu korkudan alır. Toplumun korkusu kalkarsa zorbaların gücü de gider.

Gandhi İngilizlerin zorba yasalarına karşı korkmadığını göstererek sivil itaatsizliği hayata geçirmişti. O tarihte Hindistan’da Hindularla Müslümanların arasında evlenmeyi yasaklayan saçma bir yasa vardı. Bu yasanın amacı aslında Hindularla Müslümanların bloklaşmasını sağlamaktı ve toplumda karşılığı yoktu. İngiliz siyaseti kontrollü gerilim stratejisi ile iki etnik grubu çatıştırıp Hindistanı yönetmek istiyordu.

Gandhi oyunu bozdu. Güç odakları ile hiçbir pazarlığa girmedi. ‘Sayısal çoğunluk önemli değildir, yanında Tanrı olan kişi zaten çoğunluk demektir’ diyerek acı ve ızdırabın temizliği ve saflığı ile insanlarda cesaret uyandırdı. İngilizlerin zalim ruhunu Hindistan’da öldürdü.

Başörtüsü kamusal alana giremez görüşünde neden ısrar ediliyor?
Bugüne dönersek geçmişte hep darbeleri onaylayan anamuhalefet partisi bile 27 Mayıs ve 12 Eylül askeri darbeleri yanlış oldu diyebiliyorsa ortalama Türk insanı artık darbecilerden korkmadığını söyleyebilmeli.

Hindistan’da İngilizlerin fitne siyasetini işleten Hindu-Müslüman evliliğini yasaklayan yasanın benzeri biz de yazılı olmadan vardır. Bu uygulama ’Başörtüsü kamusal alana giremez’ zorbalığıdır. Bu zorbalık sayesinde laik-antilaik bloklaşması sürdürülmek isteniyor. 17 Mayıs mitingi benzer bloklaşmayı geliştirme amaçlı olabilir.

Başörtüsü yasağı Ergenekoncuların kontrolü elinde tutmak için devam ettirdikleri ve ısrarla direndikleri bir yasaktır. Pek çok basın mensubumuz ve siyasetçimiz de maalesef bu oyuna geliyor.

Bügün artık bir TV kanalı veya işyeri liyakatı olduğu halde başörtülü bir kişiyi çalıştırmıyorsa ona ayrımcılık yapıyordur. Ya korkaktır yahut gizli gündemi vardır.

Darbeciliği devam ettirmek isteyen İngiliz fitne siyasetini örnek almış politikalar, İttihat Terakki çizgisi olan Ergenekon ruhunun devamıdır.

Hindu-Müslüman bloklaşmasını Gandhi’nin azim ve kararlılığı bozmuştu.

Ergenekon ruhunu taşıyanlar herşeyi ellerine yüzlerine bulaştırmışken toplumun bir kesimini iç düşman ilan edene bir Hindu kadar ‘Hadi oradan sende‘ diyemezsek Çanakkale ruhunu yaşatamayız.

Gücünü zorbacılıktan alanlar kendilerinden korkulmadığını anladıkları zaman güçlerini de kaybetmiş olurlar. Şırnak’ta şehid olan yüzbaşımızın ruhu böyle şad olur. Ordumuzun gerçek ruhu Çanakkale ruhudur Ergenekon ruhu değildir.

Nevzat Tarhan – Haber 7
ntarhan@gmail.com

TEŞEKKÜRLER SAYIN NEVZAT TARHAN

About ahmetturkan

ekonomist
Bu yazı AHMET TÜRKAN, DEMOKRASİ, EDEBİYAT, HABER-MEDYA, MAKALE, İSLAM içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s