Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Bu da Kemalist Hazımsızlık !

gül-erdoğan
Avrupa Türkiye Cumhuriyet Kadınları Derneği, Cumhurbaşkanı Gülün eşi Hayrünnisa Gül, Başbakan Erdoğanın eşi Emine Erdoğan ile diğer başörtülü bakan eşleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

Avrupa Türkiye Cumhuriyet Kadınları Derneği, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül, Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile diğer türbanlı bakan eşleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman tarafından basına dağıtılan suç duyurusu dilekçesinde, Hayrünnisa Gül, Emine Erdoğan ve diğer türbanlı bakan eşlerinin Türkiye’yi temsilen gittikleri yurtdışı gezilerde, ‘kıyafet yasası’na uymadıkları belirtildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilen suç duyurusu dilekçesinde şöyle denildi:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni temsilen gittiğiniz yurtdışı gezilerde, kamu görevinde bulunduğunuz için ‘kıyafet yasasına’ uymak mecburiyetindesiniz. Fakat iktidara geldiğinizden bu yana, çağdaş Türk kadını görünümünden çok uzak, tam tersi bir tutum sergileyerek tüm İslam ülkelerinden bile geride olduğumuz imajını verdiniz. Sizin giyim tarzınıza saygı duymakla birlikte Türk kadınını temsil etmediğinizi bir kez daha vurgulayarak artık Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyetinin laik, çağdaş Türk kadınları olarak cumhuriyet savcılarını göreve davet ediyor ve suç duyurusunda bulunuyoruz.”

YORUM :

Her taşın altından çıkan CHP’li Canan Arıtman bu seferde yine çamları devirip taşların altından çıkmaya devam ediyor.
Rabbim şerlilerin şerrinden muhafaza etsin.

Türkiye tarihi günler yaşıyor.Erhan BAŞYURT yazdı…
askerler
Eylem sürecinde suçüstü yapılan yeni bir darbe planı ile karşı karşıyayız.
Halka tuzaklar kurarak hükümeti devirmeyi amaçlayan “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” ıslak imzalı olarak artık savcıların elinde.
Vatansever bir subay, geçmişte içerisinde yer aldığı “Cunta”nın bütün pisliklerini, orijinal imzalı belgelerle birlikte savcılara ulaştırdı.
“Çağrılırsam ifade vermeye de gelirim” diyen bu subayın, savcılara yazdığı ihbar mektubu dün haber merkezimize de ulaştı.
Yürümekte olan bir soruşturma süreci olduğu için yayınlayıp yayınlamamak konusunda Yazı İşleri’nde çok tartıştık.
Vardığımız kanaat, kamuoyu çıkarının tartışılmayacak kadar büyük olduğu ve yayınlamanın üzerimize sorumluluk olduğu şeklinde.
Önümüzde dünyanın en saygın gazetelerinden New York Times’ın “Pentagon Papers” olarak bilinen gazetecilik örneği var.
ABD, Vietnam’da savaş halindeyken, 1971′de savaş yanlılarının halkı aldattığını ortaya çıkaran Savunma Bakanlığı raporunu yayınladılar.
Dönemin hükümeti “ulusal güvenlik” gerekçesiyle yayın yasağı koymaya çalıştı.
New York Times’a önce Washington Post ardından da diğer gazeteler aynı belgeleri yayınlayarak destek verdi.
Sonuçta, ABD halkı kazandı.
ABD ordusu bir bataklıktan kurtuldu.
Kamu yararı her şeyin önüne geçti.
Gazetemize de ulaşan tarihi nitelikteki “ihbar mektubu”nu işte bu duygu ve düşünceler ile yayınlıyoruz.
Gayemiz ne “TSK’yı yıpratmak” ne de “Bağcıyı dövmek.”
Yayınlıyoruz çünkü “Peygamber Ocağı” olarak gördüğümüz ordumuzu seviyoruz.
Halkı ile arasına bariyerler koyan kirli cunta girişimlerinden ve can güvenliğini sağlamakla mesul olduğu halka tuzaklar kuran çürük elmalardan kurtulmasını istiyoruz.
Gelelim mektubun içerisinde yer alan kanı donduracak 11 itirafa…
1- Düşmanla mücadele amaçlı kurulan Psikolojik Harekât Daire Başkanlığı darbe amacı güden bir “cunta” tarafından kullanılıyor. Düşmana değil halka psikolojik harekât uyguluyorlar.
2- Cunta halen mevcut olan bir taburda faaliyetlerine aktif olarak devam ediyor.
3- Hükümeti devirmek amaçlı “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” Albay Dursun Çiçek’e emir-komuta zinciri içerisinde yazdırıldı. Emir İkinci Başkan’dan geldi, iki general de katkı sağladı.
4- Belgenin fotokopisi ortaya çıkınca, “Bilgi Destek Birimi” adı altında faaliyet gösteren Albay Çiçek’in birimi üst amirlerin kontrolünde önce delillerden arındırıldı, sonra arandı.
5- 40 torba gizli belge ya da “kirli belge” önce doğrandı sonra yakıldı. Soruşturmayı yürüten sivil savcılara temizlenmiş bilgisayarların hard-disk kopyaları gönderildi.
6- Belgeyi hazırlayan birimde görev yapanlar korundu. Terfi ettirildi. Buna karşılık, haberi yapanlar “TSK’yı yıpratmakla” suçlandı. Belgeyi yazanlar değil, ortaya çıkaranların cezalandırılması istendi.
7- Skandal “Eylem Planı” ile ilgili deliller yok edildiği gibi, karartma çalışması da uygulandı. Belgenin sahte olduğunun iddiası için özel bir grup kuruldu, gerekçeler üretildi. Kamuoyuna ve basına sızdırılarak, gerçek belgenin “komplo” amaçlı “kâğıt parçası” olduğu şeklinde şüphe uyandırması sağlandı.
8- Benzer bir olay yine Albay Çiçek imzalı Sivil Toplum Kuruluşları’na yönelik fişlemede de yaşandı. Çiçek’in bu andıçı da emir-komuta zinciri içerisinde hazırlattığı tespit edildi. Kendisine herhangi bir ceza verilmedi. Söz konusu resmi soruşturmanın belgesi savcıya gönderilen ekler arasında yer aldı.
9- Devletin vali, kaymakam, hakim ve savcıları da dahil, Cunta ekibi halkımızı tek tek fişledi.
10- Cunta’nın 2007 Eylül ayındaki faaliyetlerine bazı akademisyenler ve CHP yönetiminden bazı politikacılar da katıldı. Savcılara gönderilen ek belgede, yapılan bu ortak çalışmalardan birisine de yer verildi.
11- Aktütün ve Dağlıca karakol baskınları, Çukurca’da mayın patlaması (Bu olaylarda toplam 34 şehit verildi) ve Poyrazköy cephaneliği gibi skandal eylemlerin içerisinde de Cunta bizzat yer aldı.
Hepsi birbirinden korkunç iddiaları bu şekilde özetlemek mümkün…
O halde “Derin PKK-Ergenekon-Cunta” üçgeni ortaya çıkıyor. Canımızı teslim ettiğimiz ordumuza sızan darbeciler, halkını arkasından vurmuş demektir. İtiraf mektubunda yer alan en korkunç iddialardan birisi bu…
Diğeri de “ana-muhalefet” partisinden bazı siyasetçilerin seçimle alt edemediği hükümeti devirmek için “Cunta” ile işbirliğine gitmeleri. Demokrasi dışı arayışlara yönelmeleri… Eminin Deniz Baykal’ın bunların kimler olduğunu ve ne çalışması yaptığını kamuoyuyla paylaşacaktır.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hepsi belgeli olarak bir mensubu tarafından savcılara ulaştırılan bu iddialara bigâne kalmayacağına inancım tam. Eylem Planı’yla ilgili iddiaların aksine, hukuki sürecin önünü açacağına düşünüyorum.
Zaten mektubun tek sevindirici yanı da bu…
Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde de halkına savaş açan “Cunta”nın verdiği rahatsızlık büyük. Onlar da TSK’nın asli görevinden sapmaların kuruma büyük zarar verdiğine inanıyor.
KAYNAK: http://www.bugun.com.tr/haber-detay/81825-kani-donduracak-sok-itiraflar-haberi.aspx (26.10.2009)

nevzat tarhan

Darbe anayasasını değiştirtmemek için bütün yolları kullanan resmi ideoloji projecilerinin son taktiklerini merak edenlerin dikkatine…
Genelkurmay ‘Bilgi Destek Şubesi’nce eski adı ile ‘Psikolojik Savaş Şubesi’nce hazırlanan Albay Dursun Çicek imzalı ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’ ıslak imzalı mı değil mi? diye basında tartışılıyor.

Genelkurmay ise ‘İrtica Eylem Planı’nın içindeki gerçekle değil de basına yansıması ile ilgileniyor. Basında konuşulmasına ‘asimetrik psikolojik savaş’ demek halen 1940’lara takılıp kalındığının bir ifadesinden başka bir şey değildir.

Evine hakim olamayan sokağa nasıl hakim olacak?
Bir aile düşününüz evde taciz yaşandığı zaman geri düşünceli baba ne yapar? Evde cinsel taciz yaşanan ailelerin acı gerçeği örtbas etmeye çalışması ve gerçeği polise sızdıran aile üyesini tartaklaması ve susturması biçiminde davranır. Bir uzmana başvurmak olan bilimsel çözümle değil klasik usullerle hareket eder.

Bugün bakıyoruz irtica ile ilgili hiç bilimsel inceleme yok. Halk ne düşünüyor, yaptıklarımız dünya standartlarına uyuyor mu? Doğudaki terör 60 yıldır yokken 1984’de neden başladı? Hiç bilimsel bir araştırma yok. Klasik usullerle güvenlik sağlanmaya çalışılıyor.

Ordumuz bilimden uzak yönetilmemeli. Bilim gerçeği arama çabasıdır. Acaba bazıları gerçekten korkuyorlar mı?

Evine hâkim olamayan sokağa hiç hâkim olamaz. Genelkurmay kendi içine sahip çıkamıyor, vatanı nasıl koruyacak? Çok yazık. Eski bir asker olarak Genelkurmay’ın cesurca çıkıp “İçimizde topluma karşı komplo kurma peşinde olanların üzerine gidip onları temizleyeceğiz” diyememesi beni çok incitiyor.

İmza ıslak olsa ne olur, olmasa ne olur?
Planın öngördüğü eylemlerin benzeri Türkiye’de yıllardır yapılmıyor mu? “Tavşana kaç tazıya tut eylem planı”

1993’de psikolojik savaş eylemi “Özal’ın yaptıklarını temizleme eylem planı” çerçevesinde Madımak otelinin yakılması ve müdahalenin geciktirilerek olayın büyütülmesi alevi vatandaşların sokağa dökülmesi, akabinde Karabağlar da 33 sünni vatandaşın öldürülmesi birer cuntacı proje idi.

1990’lı yıllarda da Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Kışlalı gibi laikçileri sokağa dökecek suikastler ve mitingler düzenlenmesi proje idi.

1997’de Ali Kalkancı ve Fadime Şahin olayları o günün irtica ile mücadele eylem planlarının gereği idi.

BÇG proje değil mi?
‘Batı Çalışma Gurubu’ eylem planları doğrultusunda kurulmadı mı? YAŞ kararları ile yapılan yargısız infazlar eylem planı sonucu değil mi? 1995’de GATA’dan 35 öğretim üyesinin yargısız infazla tasfiye edilmesi eylem planı sonucu değil mi?

2003’de ‘Ordu Göreve’ mitingleri ve o esnada havada uçakların uçması birer proje idi. 2006’da Danıştay’ın bombalanması akabinde başlatılan Cumhuriyet mitingleri proje idi.

Şemdinli’nin bombalanması Savcı Ferhat Sarıkaya’nın gaza getirilip rektörü tutuklatması, soğukkanlı davranması gereken YÖK üyeleri ve 76 rektörün Van’a gidip “Protestolarımıza devam edeceğiz” demeleri bir proje idi.

‘Proje gazeteciler’ tarafından namaz kılan liselilerin suçlu gibi gösterilmesi projenin bir parçasıdır. Pakistan devleti dini radikallikle mücadele için resmen bizim imam hatip modelimizi isterken bizde imam hatip düşmanlığı yapılması bir projedir.

Mardin Bilge köyünde 47 kişi bir saat boyunca kurşunlanıyor ve öldürülüyor, yürüme mesafesindeki Jandarma karakolundan olaya müdahale edilmiyor. ‘Bütün deliller yok olsun olayı daha sonra PKK’ya yıkalım’ diyenlerin projesi olamaz mı? Olay için rapor tutan Tuğgeneral raporunu değiştirmediği için istifa etti. Alışılmış bir durum değil.

Yiğit subaylar susmamalı
JİTEM ve GNH başlığı altında TSK’daki karanlık cunta odaklarının halen aktif olduğu anlaşılıyor. Genelkurmay Başkanı ve TSK’da yurtsever, Türkiye’nin geleceğini düşünen yiğit subaylar, kahraman savcılar, bilge yargıçlar artık susmamalı. Gerçek neyse ortaya çıksın toplum başka bir şey istemiyor.

Özellikle dış düşman ve işgal güçlerine karşı kurulmuş Gayri Nizami Harp birlikleri mutlaka tasfiye edilmeli. Yasal iktidarı iç düşman, özelleştirmeyi vatanın satılması olarak tanımlayan odaklar projenin parçası odaklardır. Komutana rağmen çalışıyorlar. Eğer TSK’da sorumlular bedelini ödemezse TSK yıpranır.

Kağıt parçası mı darbe parçası mı?
Bu belge kağıt parçası ama içindeki bilgiler darbe parçasıdır. Konu Albay Dursun Çiçek’e indirgenip sus payı olarak OYAK’ta bir yönetim kurulu üyeliği verilerek kapatılacak kadar basit değildir.

Ya bugün gangren olan uzuv kesilecek ya da gelecekte bütün beden zehirlenecek. Gerçek vatanseverlere duyurulur.

TSK’yı kullanan tek parti Cumhuriyeti heveslisi resmi ideologlara “Korkunun ecele faydası yok, gerçeklerin ergeç ortaya çıkmak gibi bir davranışı vardır” hatırlatalım.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan – Haber 7
ntarhan@gmail.com

“Haydi, oğul haydi git!
Ya gazi ol, ya şehit”!

Diyen anneler artık yetişmiyor. Bu anneler artık yetişmeli…
Selâm ve dua ile…

Sabrın Böylesi
Asr-ı saadette Müslüman olan Amr’ın kızı Hansa (Radiyallahü Anha), çok beliğ konuşurdu. Konuşmaları cihat üzerine olurdu. Kadsiye Gazası’ndan önce, cihada hazırlanan dört oğluna da şöyle nasihat etti:

“Benim kahraman yavrularım! Yemin ederim ki sizler Müslüman anne ve babanın çocuklarısınız. Ben zorla değil kendi isteğimle İslâm’ı kabul ettim. Kendi arzumla hicret ettim. Sizler tertemiz maziye sahipsiniz. Bu gazada, cesaretle, din düşmanlarına ilk ve en önde hücum eden sizler olmalısınız! Bu gaza emri, Allah’ü teâlânın ve Rasûlünündür!”

Hazret-i Hansa böyle diyerek çocuklarını ayrı ayrı kucakladı ve, “Ya İslâmın zafer bayrağını Kadsiye’de dalgalandıracaksınız veya cihat ederek şehit olduğunuzu duyayım!”

Hazret-i Hansa hasta yatağında iken zafer haberi ve 4 oğlunun da şehit oldukları haberi geldi. İslâm’ın bir zaferi için 4 oğlunun şehit ve kendisinin de şehit anası olmasına sevinerek bundan dolayı çok şükretti. Bu hareketinden dolayı Peygamber efendimizin duâlarına da mazhar oldu.

ORDU MİLLET
Camilere din dışı ibarelerin mahya olarak asılması girişiminin masonik bir komplonun parçası olduğu ve rotaryenler bünyesinde hazırlanan planın beş aşamalı olduğu iddia edildi.

Camii’ne çapraz bayrak asılacak ve camilere ellerinde büyük bayraklar olan cemaat sevki yapılacak. 10 Kasım’da ise camilere bayrak yanında Atatürk posterleri de astırılarak provokasyonlar gerçekleştirilecek.

Rotaryenler son olarak cami kürsülerinde değişik isimler altında kurdukları sözde yardım kuruluşlarının “kendilerinin hayır işlerinde bulunduklarına” dair vaaz verdirilmesi ile cami avlularında değişik isimler altında kurulmuş rotary kulüplerine para yardımı toplatılması için de girişimde bulunacaklardı.

Vakit Gazetesinin online sitesi olan www.habervaktim.com sitesinde yer alan Yener Dönmez imzalı haberde yer alan mahyalara yazıla siyasi söylemler 5 aşamalı bir planın parçası.

Site muhabirinin rotaryen çevrelerden ele geçirdiğini iddia ettiği bir belgeye dayandırdığı belirtilen bilgilere göre planın 5 aşması şöyle:

1- Camilerin mahyalarında dindışı ve milli içerikli öğelere yer verdirmek!

2- 29 Ekimde camilere çapraz bayrak astırarak büyük bayraklarla camilere cemaat sevki sağlayıp buna karşı çıkanları bayrak düşmanı olarak mimletmek!

3- 10 Kasım’da camilere bayrakların yanı sıra Atatürk posterleri astırıp buna karşı çıkanları Atatürk düşmanı ilan etmek!

4- Camiler üzerinden rotaryenlerin “hayır faaliyetlerinde bulunduğu” görüşünü kamuoyuna yaymak!

5- Rotaryenlerin yaptıkları hayır faaliyetleri çerçevesinde sembolik birkaç camiden yardım toplanması ile önemli bir imaj kırılması sağlamak!

Habere göre, Masonlar, provokasyon amaçlı bu sinsi planla hem toplumu kamplara ayırıp hem de ilk kez Müslümanların mabetlerini kullanarak halk nezdinde kendilerini legalleştirip amaçlarını gerçekleştirmiş olunacaktı.

YORUM:

Aman bu tür provakasyonlara gelmeyelim. Herkes yerinde sağ olsun. Cami müslümanların meşveret yeridir ama hain planlara karşı dikkatli olalım. Zalim yılanların oyunlarına gelmeyelim.
LÜTFEN DİKKAT…

Eski Gönderiler »