
Darbe anayasasını değiştirtmemek için bütün yolları kullanan resmi ideoloji projecilerinin son taktiklerini merak edenlerin dikkatine…
Genelkurmay ‘Bilgi Destek Şubesi’nce eski adı ile ‘Psikolojik Savaş Şubesi’nce hazırlanan Albay Dursun Çicek imzalı ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’ ıslak imzalı mı değil mi? diye basında tartışılıyor.
Genelkurmay ise ‘İrtica Eylem Planı’nın içindeki gerçekle değil de basına yansıması ile ilgileniyor. Basında konuşulmasına ‘asimetrik psikolojik savaş’ demek halen 1940’lara takılıp kalındığının bir ifadesinden başka bir şey değildir.
Evine hakim olamayan sokağa nasıl hakim olacak?
Bir aile düşününüz evde taciz yaşandığı zaman geri düşünceli baba ne yapar? Evde cinsel taciz yaşanan ailelerin acı gerçeği örtbas etmeye çalışması ve gerçeği polise sızdıran aile üyesini tartaklaması ve susturması biçiminde davranır. Bir uzmana başvurmak olan bilimsel çözümle değil klasik usullerle hareket eder.
Bugün bakıyoruz irtica ile ilgili hiç bilimsel inceleme yok. Halk ne düşünüyor, yaptıklarımız dünya standartlarına uyuyor mu? Doğudaki terör 60 yıldır yokken 1984’de neden başladı? Hiç bilimsel bir araştırma yok. Klasik usullerle güvenlik sağlanmaya çalışılıyor.
Ordumuz bilimden uzak yönetilmemeli. Bilim gerçeği arama çabasıdır. Acaba bazıları gerçekten korkuyorlar mı?
Evine hâkim olamayan sokağa hiç hâkim olamaz. Genelkurmay kendi içine sahip çıkamıyor, vatanı nasıl koruyacak? Çok yazık. Eski bir asker olarak Genelkurmay’ın cesurca çıkıp “İçimizde topluma karşı komplo kurma peşinde olanların üzerine gidip onları temizleyeceğiz” diyememesi beni çok incitiyor.
İmza ıslak olsa ne olur, olmasa ne olur?
Planın öngördüğü eylemlerin benzeri Türkiye’de yıllardır yapılmıyor mu? “Tavşana kaç tazıya tut eylem planı”
1993’de psikolojik savaş eylemi “Özal’ın yaptıklarını temizleme eylem planı” çerçevesinde Madımak otelinin yakılması ve müdahalenin geciktirilerek olayın büyütülmesi alevi vatandaşların sokağa dökülmesi, akabinde Karabağlar da 33 sünni vatandaşın öldürülmesi birer cuntacı proje idi.
1990’lı yıllarda da Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Kışlalı gibi laikçileri sokağa dökecek suikastler ve mitingler düzenlenmesi proje idi.
1997’de Ali Kalkancı ve Fadime Şahin olayları o günün irtica ile mücadele eylem planlarının gereği idi.
BÇG proje değil mi?
‘Batı Çalışma Gurubu’ eylem planları doğrultusunda kurulmadı mı? YAŞ kararları ile yapılan yargısız infazlar eylem planı sonucu değil mi? 1995’de GATA’dan 35 öğretim üyesinin yargısız infazla tasfiye edilmesi eylem planı sonucu değil mi?
2003’de ‘Ordu Göreve’ mitingleri ve o esnada havada uçakların uçması birer proje idi. 2006’da Danıştay’ın bombalanması akabinde başlatılan Cumhuriyet mitingleri proje idi.
Şemdinli’nin bombalanması Savcı Ferhat Sarıkaya’nın gaza getirilip rektörü tutuklatması, soğukkanlı davranması gereken YÖK üyeleri ve 76 rektörün Van’a gidip “Protestolarımıza devam edeceğiz” demeleri bir proje idi.
‘Proje gazeteciler’ tarafından namaz kılan liselilerin suçlu gibi gösterilmesi projenin bir parçasıdır. Pakistan devleti dini radikallikle mücadele için resmen bizim imam hatip modelimizi isterken bizde imam hatip düşmanlığı yapılması bir projedir.
Mardin Bilge köyünde 47 kişi bir saat boyunca kurşunlanıyor ve öldürülüyor, yürüme mesafesindeki Jandarma karakolundan olaya müdahale edilmiyor. ‘Bütün deliller yok olsun olayı daha sonra PKK’ya yıkalım’ diyenlerin projesi olamaz mı? Olay için rapor tutan Tuğgeneral raporunu değiştirmediği için istifa etti. Alışılmış bir durum değil.
Yiğit subaylar susmamalı
JİTEM ve GNH başlığı altında TSK’daki karanlık cunta odaklarının halen aktif olduğu anlaşılıyor. Genelkurmay Başkanı ve TSK’da yurtsever, Türkiye’nin geleceğini düşünen yiğit subaylar, kahraman savcılar, bilge yargıçlar artık susmamalı. Gerçek neyse ortaya çıksın toplum başka bir şey istemiyor.
Özellikle dış düşman ve işgal güçlerine karşı kurulmuş Gayri Nizami Harp birlikleri mutlaka tasfiye edilmeli. Yasal iktidarı iç düşman, özelleştirmeyi vatanın satılması olarak tanımlayan odaklar projenin parçası odaklardır. Komutana rağmen çalışıyorlar. Eğer TSK’da sorumlular bedelini ödemezse TSK yıpranır.
Kağıt parçası mı darbe parçası mı?
Bu belge kağıt parçası ama içindeki bilgiler darbe parçasıdır. Konu Albay Dursun Çiçek’e indirgenip sus payı olarak OYAK’ta bir yönetim kurulu üyeliği verilerek kapatılacak kadar basit değildir.
Ya bugün gangren olan uzuv kesilecek ya da gelecekte bütün beden zehirlenecek. Gerçek vatanseverlere duyurulur.
TSK’yı kullanan tek parti Cumhuriyeti heveslisi resmi ideologlara “Korkunun ecele faydası yok, gerçeklerin ergeç ortaya çıkmak gibi bir davranışı vardır” hatırlatalım.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan – Haber 7
ntarhan@gmail.com